Meme kanserinde değiştirilemeyen (non-modifiable) risk faktörleri

Meme kanseri ile cinsiyet ilişkisi: Kısaca kadın olmak, meme kanseri gelişimindeki ana risk faktörüdür. Erkeklerde de, meme kanseri gelişebilir ancak bu hastalık kadınlarda erkeklere nazaran 100 kat fazla görülmektedir. Bunun sebebi, erkeğin kadına göre meme kanser hücreleri geliştiren dişilik hormonu östrojen ve progesteronu daha az üretmesidir.

Meme kanseri ile yaş ilişkisi:  Meme kanseri riski, yaşlandıkça artar. 45 yaşından genç yaklaşık 8 kadından 1’inde yayılma gösteren meme kanserine rastlanırken, 55 yaş ve üstü kadınların 3’te 2’sinde yayılma gösteren meme kanseri bulunmaktadır.

Meme kanserinde genetik risk faktörleri: Meme kanseri vakalarının %5-10’u genetiktir (kalıtımsaldır). Kalıtımsal olan meme kanserleri ya aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşur veya anne karnında bebek oluşumu sırasında meydana gelir.

Meme kanserinde BRCA1 ve BRCA2: Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki genetik mutasyonlardır. Normal hücrelerde, bu genler protein üretir ve hücrenin anormal gelişmesini engelleyerek kanseri önler. Ancak, bu iki genden birinin genetik mutasyona uğramış bir kopyası aileden geçmişse, yaşam süreci içerisinde meme kanserine yakalanma riski çok yükselir. BRCA mutasyonuna sahip aile üyeleri için yaşamları boyu meme kanser riski %87 iken, her iki memede kanser riski %60 oranındadır. Genetik mutasyona sahip kadınların kansere yakalanma yaşı, genetik mutasyon taşımayan kadınların yaşına göre daha gençtir. BRCA1/2 genlerinin fonksiyonlarını düzgün bir biçimde yerine getiremediği durumda ise, meme, yumurtalık, kalın bağırsak, pankreas ve prostat kanserlerinin gelişme riski artmaktadır.

Meme ve/veya yumurtalık kanseri için riskiniz nedir?

Kalıtsal meme ve yumurtalık kanserinde genetik risk değerlendirmesi genetik uzmanı hekimler tarafından yapılabilmektedir.

  • Ailesinde meme ya da yumurtalık kanseri geçmişi olmayan 30 yaş üstü bir kadın ortalama risk grubundadır.
  • Ailesinde meme ya da yumurtalık kanser geçmişi olan bir kişi için BRCA1/2 genetik testi bu iki kanser türünün oluşumu ve gelişimi açısından riskin değerlendirilebilmesi için uygun bir testtir.
  • Eğer bir kişi zaten meme ya da yumurtalık kanseri tanısı almışsa, BRCA1/2 genetik testi, kanserin prognozu ve diğer kanser türlerinin görülme ihtimalini belirleyebilmek için önem arzeder.
  • Bir kişinin kanser riskinin belirlenmesi, hekimlerin kanser taraması ve önleyici yöntemler ile kişiye özgü tavsiyeler verebilmesini sağlamaktadır.

Meme kanserinde genetik hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

Meme kanseri ile ailesel geçmiş ilişkisi: Ailesindeki kadın bireyde daha önce meme kanseri görülen kişide, meme kanseri riski yüksektir. Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş veya kızı) daha önce meme kanserine rastlanması bu riski ikiye katlar. Birinci derece 2 akrabada görülmesi, riski 3’e katlar.

Meme kanserinde kişisel geçmişin önemi: Bir memede kanser tespit edilen kadının, diğer memesinde veya aynı memenin başka bir yerinde kansere rastlanma oranı 3-4’e katlanır. Bu, birinci kanserin tekrarlaması durumundan farklıdır.

Meme kanseri ile ırk ve etnik yapı ilişkisi: Afrikalı Amerikalı kadınlara nazaran beyaz kadınların meme kanserine yakalanma olasılığı, biraz daha yüksektir. Ancak, meme kanserine yakalanan Afrikalı Amerikalı kadınlarda, yaşamsal risk daha fazladır. Bununla birlikte bu hastalığa yakalanan 45 yaş altı kadınlar daha çok Afrikalı Amerikalıdır. Bunun yanında, Asyalı ve Hispanik (İspanyol) kadınlarda meme kanseri gelişme ve yaşamsal risk oranı daha düşüktür.

Yoğun meme dokusu ve meme kanseri: Meme yağ dokusu, fibröz doku ve glandüler (beze) dokudan oluşur. Yoğun meme dokusu (mamogramda görüldüğünde) demek glandüler ve fibröz dokunun daha fazla, yağ dokusunun daha az olması demektir. Yoğun memeye sahip bir kadında, meme kanseri riski daha yüksektir. Ne yazık ki, yoğun meme dokusu, mamogramlarda da kesin sonuç vermeyebilir. Yaş, menopoz durumu, ilaç kullanımı (menopozal hormon tedavisi gibi), hamilelik ve genetik gibi meme yoğunluğunu etkileyen bir dizi faktör vardır.

Meme kanserinde lobüler karsinom: Kanser hücrelerine benzeyen oluştuğu yerle sınırlı lobüler karsinom hücreler, memenin süt üreten bez lobullerden gelişir. Ancak, lobullerin duvarına doğru gelişmez. Tedavi edilmediği takdirde yayılma gösteren meme kanserine dönüşebilir.

Bu tür vakalarda, kadınlarda meme kanseri riski 7-11 kat fazladır. Lobuller karsinom olan kadınlarda rutin doktor ve mamografi kontrolleri şarttır.

Meme kanseri ve menstrasyon (adet) ilişkisi: Erken regl olan (12 yaşından önce), daha fazla adet döngüsü olan ve/veya menopoz sonrası (55 yaş sonrası)kadınlarda, meme kanseri riski biraz daha fazladır. Uzun süreli östrojen ve progesteron hormonuna maruz kalmakta riski arttıran nedenler arasında yer alabilir.

Göğüse farklı bir nedenle radyoterapi uygulanan bireylerde meme kanseri: Başka bir kanser türü (Hodgkin hastalığı veya non-Hodgkin lenfoma gibi) tedavisi için göğüs bölgesine alınan radyasyon, meme kanseri riskini önemli ölçüde arttırmaktadır. Bu durum, radyasyon aldığı dönemde hastanın yaşına göre değişir. Kemoterapide veriliyorsa, ovaryan (yumurtalık) hormon üretimini bir süreliğine durdurur ve riski azaltır. Gençlik döneminde memeler henüz gelişme dönemindeyken göğüse alınan radyasyon, meme kanseri gelişme riskini en çok arttıran dönemdir. Ancak, 40 yaş sonrası alınan radyasyon tedavisinin, meme kanseri riskini arttırmadığı gözlenmiştir.

Uzman Danışman Hekimimiz
+90 506 535 48 26